18 Kasım 2014 Salı

Ayinicem


sevincin kararsız
kederin kararsız
aynada yüzün hükümsüz
varlığından habersiz nefs

''Söz'' baş üstüne
''sema'' dön!

''Şiir'' gelirse umut güvene düşer
gelmezse korku umutsuzluğa

Kader zarfın içinde
-''zarf'''ın içinden çık!

şehrin üstünde gece
gecenin içinde bir sarı
''Söz'' yanıyor, duman zehirli

duman zehirli!
taşları yut! derine dal!

şiir kendini anlatmaya devam edecek
şiircinin ''düş'' leri amansız

boğuk bir gece nefesi, istekli...
boğuk bir telaş
korkan şiircinin elinden tut

düş' ü akılla vurdular...
ses yok
ses anlatılamaz
mumdan zamanlar...

düzensiz isyankar bir şiirden
bir ''S'' sesi kalacak geriye
bir de YALNIZ sessiz derin boşluklar...

rengin özesmi

31 Temmuz 2014 Perşembe

Sayfa:21

Sayfa:21
Tarih:9.3.81
Saat:00.52
Günler geçtikçe sıkıntılı
Birbiri ardına
Güneş her defasında acı acı gülerek
Gündüzü geceye satıyor
Bana olan kızgınlığından mı
Bilmem
Her gün kıpkızıl batıyor
Saatler geçiyor düşündükçe ben
Çivilerin kafama girişini
Bisturinin sırtıma inişini
Hafif heyecanlı, güzel günleri bekliyorum
Düşünceli kadehimi yudumluyorum
Bekliyorum yaşayamadığım 20 yılımı
Düşünerek
Bana zehir olan bu yılları hırsla nefretle
Bekliyorum;
Benim güzel günlerimi şevkatle
Ahmet Özesmi



rüyanın ihaneti


kendi etrafında döndün kalbine doğru
bir mızrak gecenin zırhını deldi
bir sözcük kalbine saplandı

kasvet, içinde uçamayan güvercinler
dualar rüya gördürecek dediler
çiçekler işlenmiş beyaz çarşaflarda uyuttular

öldüğün vakit çok geç çok erken
ağladılar çok geç çok erken
gülümsediğin yüzünü gördüm
aynalarda çoğalttım

kırkikindiler geçti
otuziki yıl sonra hala

orada mısın?

rengin özesmi

13 Haziran 2014 Cuma

kendi ölümüne ağıt



o acılı yıllarda hıçkıra hıçkıra
amansız üzüntülü
ağladığın geceler boşuna

kendi sandığına yatacağın bir zaman gelecek
çatılarda gezen kedileri göremeyeceğin...

eski evler
o sert rüzgarlı köy
hiç sevmediğin kara servi ağaçları
mezarları bekleyecek

yüzünde taşıdığın bir meryem maskı
RÜYALARDA GÖRDÜĞÜN çarmıha gerilen isa

açık kalmış kapılar...

bir sabaha uyanamamak
nasıl bir şey
hiç bilmeyeceksin

kalbinde incecik görünmez
kesikler kalacak.

Rengin Özesmi


düğümsüz


RESİM :JOAN MİRO




dedi ki
işte sen ''bu''sun

''bu'' ile ilk karşılaşman
hayatının sonuna kadar taşıyacağın imge ''bu''

seni düğümlediler
orada bir düğümsün
şimdi sen sadece bir düğümsün

''bu'' düğümün senin
içine atıldığın dünyada
basit bir düğüm ve ''bu'' sensin

ses' in yok
ses anlatılamaz

ses bedenden ayrılabilir
sesin seni terk edip gidebilir
ses gösterilemez

kulağında boğuk bir gece nefesi
geride kalan boş ve yeni bir alan
boğuk bir telaş sonra suskunluk
boğuk bir tasa

içinde ne varsa sarsılıyor
bu, şimdi, burası, gece,
düğüm...

gölgesiz gülüşün kalacak
bir gülmenin gül' e benzeyişi kalacak

bir renk sesi kalacak
kırmızı sesi

içinde varlığından habersiz olduğun bir his
silinmemiş değişmemiş
duygusal bir ''hal''
kendi gerçeğinin dışında
gülünç düzensiz çekinik vuruşlar kalbinde

sosyal hayat hapishanesinde
ölüme gidişe düşünerek ara verilecek

diri kalanlar kendileri için üzülüp ağlayacak
gerçek mümkün olamayandır diyecekler...

rengin özesmi



onca insan



''sonradan sonra''

o karanlık gecede
karanlığın altında
bağırdılar

kendilerinden başka kimse yok

kendilerinden başka
bir şey olmuşlar
gazlı boşluğu yutan nefesler...

bütün renkler kömürleşmiş
onlar-yüzler...

yazılacaklar için sanki
bir iç çekişler hikayesi
tüyler ürperten hayatlar

arttıkça artıyor kömür gibi birikiyor acı

madenden önce madenden sonra diyecek
çok çocuk

kazadan önce kazadan sonra diyecekler
''devletin cüceleri''

''sonradan sonra'' diyecek
çok kadın

kalmışsa
bir kör gece kalacak
yeri değiştirilemeyecek olan...



Rengin Özesmi

12 Nisan 2014 Cumartesi

Boşluğa yakarış

Boşluğa yakarış

''İn'' ''Sin'' yok,
Dündeyim
Acının soğuk cehenneminde
Seni kollarımda saklamak istedim
Çocukları seven masallar yazmak istedim
Dün' e dönüş yok
Ama dün benim içimde
Unutulan ne...
Ama güneş verdiği sözden dönmüş
Bugün yağmurlu bir sabah
Pencerelerde kırmızı perdeler
Uçsuz bucaksız öncesiz ve sonrasız
Dediler...
Hayat grinin içinde yemyeşil bir ağaç
Gelmez divana
Gökyüzü mavi sığmaz deftere
Kuşlar korosu muhakkak
Az sonra gelecek
Dediler...
Rengin Özesmi

Hayat

Hayat

ölünmüş-o portakal ağacının gölgesinde
mermerden masanın üstünde yıkandı -lar
üç gözlü dev masalında şimdi tek gözlü bir çocuktum
gölgesi kırık...
Kar, amansız ölüm-o beyaz sessiz -ağlama-dünsüz yarınsız-
amansız
''hayat''
aynada bir kadeh
gidenler için
ölümsüz yalnızlığa
içelim
bu acı çok ağır
üşüyorum...
yüzümü unuttum
ama denizler ve yüksek dağlar aklımda
hatıraların içinde yaşanacak
kum saati mum saati su saati
enerjisiz çalışan bir saati bekledim
bir kuşun ağzından hep bir bilye düşüyordu
annecim neren acıyorsa beni orana koy...
Rengin Özesmi

Aliya

Aliya

Direnişsiz, uzakta, geçmişte
Bir iyiliğim şimdi ben
Çaputlu dalları, boncuklu oyunlu
Bir ağaç
Dilinden eksiktim
Güneşe bakıp yakardım
Ölüm soluksuz fısıltı
Dört yanım sensin
Aşka tutulmuş bir gece
Ama siz kendinizdiniz
Onca gizlilik varken
Aliya
Yavaş yavaş korka korka sevelim
Geç kalmadan...
Rengin Özesmi

şiir için

Şair / The Poet- Marc Chagall. 1911


Şiir için

Aynaya bakıyorSUN-Üşüyor ayna-
DEĞİŞİYOR anlam
şiir için -
kandırılmış bir zihin
-hileli bir dil-yumuşak sesli bir kadın
şizofrengi aynalarda kendimi yaralattım-dedi
('çay soğur sigara biter,mum erir'' ''Şizofrengi 13'' )
-mavi mürekkep şişesi patlasın
lacivert kan kağıda aksın
hava yağmurlu-sokak sensiz, siyah beyaz o eski fotoğrafta donuk bir yüz,
uzakta kendini yaralayan bir kadın olsun-
ey ! kendisinin sırrı -şeyleri var eden ışık-
dokumacının mekiği, tarağı
yüzünde duygusal savruluşlar
tekrarlanamayacak ol ''an'' !
Düş-' tün-Baykuş gözü-
Dilsiz tonundan-Amasız bir AN-
dilLendin
şİİR İÇİN...

Rengin Özesmi

güvercin


RESİM: NURİ İYEM


güvercin

Orada mısın
Aynada yalnızlık gölgesi
Eşyanın yalnızlığı
Kadının yalnızlığı
İsyan...
(İsyan YOK.)
dİLLENDİN TAHTAYA ÇIKTIN
bİR KAPLUMBAĞA KADAR AÇ...
Bir kan kırmızısı
Bir siyah tüy
İki ayrı yalnızlık...
Sen hayal kur
Şiire aralık bir resme bak
Çağrışımları kışkırtan bir soyut olsun
Adı konmamış bir duygu
''Dokuz yaşında''
''Memeleri bile çıkmamış kız çocuğu''
''DaNsÖz''
(BİR İHTİYAR CADI ŞİİRE GİRSİN)
Elli kuruşa boncuklar
Arzulu bakan adamlar...
(O KOCA KARININ YATACAK YERİ YOKMUŞ.)
Yarım kalmış bir örgü
Kolları kopmuş naylon bebekler
Eski eşya kokusu
Kirli insan kokusu
Hangi düğünde
Hangi kim çocuğun üstünde
Parlak elbiseler...
(Gözyaşı kapısından geçiyor çocuk)
Kimsesiz korku
Kimsesiz ağlayış
Bir marangoz rendesi çalışıyor
Tahtaya,
Kadına,
(Çocuğa)...
Çocuktan ''dansöz''e
Sözcükler şiirden sürülsün
Cevap VAR-YOK
gÖMLEK LEKELİ
Çamurdan
Çamura
Düşmüşüz
Güvercin.

Rengin Özesmi

rüyaya ihanet

rüyaya ihanet

kendi etrafında döndün kalbine doğru
bir mızrak gecenin zırhını deldi
bir sözcük kalbine saplandı
kasvet,
içinde uçamayan güvercinler
dualar rüya gördürecek dediler...
çiçekler işlenmemiş saf beyaz,
çarşaflara sardılar
öldüğün vakit çok geç çok erken
ağladılar çok geç çok erken
gülümsedin,
yüzüne baktım
aynalarda çoğalttım...
kırk ikindiler geçti
otuz iki yıl sonra hala
çok özlediğimi sen bil...
orada mısın?
düşteydim...
hangi düşü gördün?
hatırlamıyorum

rengin özesmi

kRİSTAL

kRİSTAL


Saklandığın o bakışının arkasında
Sessizlikten oluşmuş,
BİR BOŞLUK GİBİ
Kendisinden çıkamayan bir acı var
Görülemeyen...
 
Gölgelerle işleyen karakalem BİR YÜZ
Çalışılmış...
Bir yüz, benzerliği kovalayan
Kesik KESİK çizgiler yalan söylüyor
Bu sen değilsin

Mayıs, biri yürümüş geçmiş hayatından
Ocak, biri ağlayıp gitmiş,
Karlara karışmış üşümüş
Hiçbir şey yaşadın, yaşamadın bekledin
 
Gece duyguyu denize bağışladı gitti
Bildiğin duygu, hep aynı yalnızlık
Hep aynı yalanlar
 
İçinde kanayan bir yara var
Camların içine şiir birikiyor
Camlar patlayacak
 
Rengin Özesmi

yokluk

yokluk

inci kolye.
Bir kadının son arzusu-
ele avuca gelmeyen rüzgar,
özürsüz rüya...
alacalı bulacalı akıl
Koyu yalnızlık,
o boş kağıt,-ve ben- çoğul hayatlar arasından geçtik
yüzler var,
göz burun ağız yok
ama ÖLÜLER yine de gülüyorlar
Uzayacak bir gölge…
Ölüm bekleniyor…
-uzun gece söyle bana
yokluk nedir?
Kimsesizlik?
Kendinlesin...
Unutulanlar kutusuna
henüz girmemiş bir yüz
dönüşsüz bir saat
Gece yarısı
aralıkta bir çocuk
-nefessiz- umutsuz
kağıt çiçekler umutsuz-
Odadaki hava umutsuz
duygu-
acı
Acı-masız
gö-zü-pek
bem-be-yaz sıkıntı
yer ile gök arasında sallanan şiirler...
Ve sonra kapkara sessizlikten oluşmuş bir boşlukta
hep beraber göründüler
ey yunus
ey rumi
ey yar..
ORADA MISIN?
Düşteydim..
hangi düş' ü gördün?
Hatırlamıyorum..
yemin olsun ki hatırlamıyorsun!
can ve ten sarhoş
sanduka' n şiirin divanında
yokluk...
çığlıksız bir çölde
içinden geçtiğini zannettiğin zaman
yokluk nedir?
Rengin Özesmi

bir boşluk düşündün

bir boşluk düşündün
Bilmediğin vaat edilmiş bulanıklık
Harab edilmiş düşlerden kalan...
Bir boşluk düşündünrüzgar kuşu öldü
Buz gibi sözcükler söylendi dalgalara kulağında çığlıklar
Ağlamadan az önceki duygusunda, bir çocuk yüzü
Unutma annen sen uyuyana kadar yanında kalacak…
Karalar odasında kapı yok duvar çatlak
Unutuş zamanını bekleyen sarı bir boşluk
‘’Eski’’ ümitsiz bir arzunun peşinden
Kum akıyor zamanından önceye
Sanki bağışlanmamış bir çocuk
Bekleyen bir ‘’Kaza’’ kırmızısı
(O artık hiçbir kırmızı ile aynı değil)
Kapının eşiğinde rahatsız edici ‘i’ ler
Zaman dinlensin uyusun
Bir ışık sarı, -bir ayna
Eskiyi gösteren sararmış bir yaprak
Bilmediğin bir yüz göğsünde kedi taşıyan bir kadın
Unutma annen sen uyuyana kadar yanında kalacak…
Rengin Özesmi

sabaha hazırlık

sabaha hazırlık

Alaca karanlık
Rüya, beyaz sayfada mavi mürekkep lekesi
Zamanda savrulan mekansız saf duygu
Zeytin ormanı, kaz sürüsü
Masal sesleri,
Alaca karanlık, bir horoz
Bir çite tırmanıyor
Çığırıyor uyanın!
Uyanın!
Her şeyi mavi ışıltılara boğan Akdeniz güneşi
Ateş kırmızısı, güneşi örten bulut
Süzüyor kırmızıyı yaklaştırıyor
Uzaklaştırıyor acıyı...
Bütün duygular birbirine çarpıyor
Tortusu yapışıyor kağıda acının
Ressam fırçayı titreterek boyuyor horozu
Bir göz seyiriyor, dudaklar bükülüyor
Ruhun tutkuları fırçaya ulaşıyor
Fırça pür telaş...
Rengin Özesmi