21 Şubat 2014 Cuma

İpli kukla

Beni mahveden rüzgar,
Çan sesleri tozlu ağaçlar...

Aklım kırık dökük 
Unutmuş kırlangıçları

Bağıranlar,  ağlayanlar uzakta…

Mahpushane de saray düşlenmez-
İçim döne döne tırmanıyor dağlara
Ki ölü dağın çürük dişli ağzıdır, 
Kişi burada -
Dikilemez, oturamaz, yatamaz-
Sessizlik- sevemez-

Üstelik sessizlik de yok-
Sen gök gürlemesisin 
Yağmursuz,-  çile  dağı-

Sonsuz ovalarda,
Anaların yaktığı ağıtı duyuyor musun?
 rengin özesmi
nefes kuşu

Düşe kalka

Kaç  saat kaldı ölüme
Bir yalnız sokağın elinden tutup geldim
Sana biraz yalnızlık getirdim

Uzun kollu bir gece yarısıydın
Uyandın uyandın yeniden doğurdun kendini
Mavi mürekkeple yazmayın şiir üşüyor dedin

Koruyup kolladığın kimdi
Anne off annecim 
Bir istiridye inciyi saklıyor hala
İçimde küçük güvercinler büyüyor anne

Öfkeli karıncalar arapça yazının içinde geziniyorlar
Bir karınca duası
Defterlerin arasında kurutulmuş bir kelebek ölüsü acı
(bir kelebek ölüsüydü
belki hatırladığın)

Memelerinden mor sütünden içtim
Annecim seni kollarımda saklamak istedim
Senden uyanmak istemedim
(unuttuğun çocuğun içinde ağlıyor olabilir-
terk ettiğin şiirler seni arıyor olabilir-)
Sayılarla işgal edilmiş bir imkansızdır senin ömrün…
rengin özesmi
nefes kuşu







Unutulmuş mektuplar 
                                                                 ''artık başka bir şehirdeydim, sokaklarda
                                                                  saksafon ve banço çalıyordu''
                                                                                                               Enis Batur

Ayrılık…
Başka nasıl anlatılabilir 
Bilmiyorum…
Günlerden salı aylardan mayıs
Sokaklara güneş yağıyor
Sen yoksun kırık kalbim

Yeri değiştirilemeyen siz de
Bana benzersiniz
Anahtarı kaybolmuş bir odanın kapısındayım
Annem yok koyu kırmızı keder 
Ve çocukluğum yan yana

Unutulmuş mektuplar
Rüzgar…
Acının kenarında köşesinde akşamın
Bir tablonun arkasında
Başka bir yol 
Bırak…
Anneme beyaz atlar gerek
Ben içki- yosun, 
Bir tekne kar,
Biraz beyaz istiyorum.

 rengin özesmi
nefes kuşu
İşkil
Dalganın merdiveninden kaydı kadın…

Ey gecenin yalnız gezginleri 
Yaşadık esirgendik susacağız

Eskimiş bu yerler bu döngü bahanesiz

Sana duygunu göstereceğim
Dönüp duran kağıdı
Duvara tuttur
Duvara karışsın kadın

Kapıda bir çocuk kalır
Zamana tutunur…

Yangınlı işkilli bir gece 
Taş’ a yakut’ a senin boynuna
Gecenin yüzüne saçların…

Yeniyi eskiyi boynuna astıran
Zamanı aldatan yeminler edeceğiz…
Buzdan aynayı kızıla boya
Kan…
Kimseler görmesin dalgın zamanı gecenin
Kan…
Kendini gecenin içine sakla
Kendini dalganın içine sakla
Kendini bahtının içine sakla
Kan…
 rengin özesmi
nefes kuşu
Geceye

Ey gece
Darmadağın ettiğin suretimi
Hasret çeken duvara as
Eteğimden dökülen kan geceye aksın

Kendine acılar örersin
Bir kadının deniz düşlerinden
Mahirse hüznün

Bu sonuncu soğuk mevsimin
Rüzgar dargın
Bakış gizli 
Mavi uykusuz
Derininden tesellisiz siyah 
Hür değil
Sökül gece
 rengin özesmi
nefes kuşu










Kimsesiz nefes

Çekimsiz akşamlarda deliren ümitsiz kalem
O biçimsiz duman 
Bakır sinilerde dağıtılan gece düşlerinden 
Üşümüş bir beyaz leke ölümsüz cümlede
Yüzün hayal zaman 
Şiir derin sularda çamurlu yorgunluk
Sesin ölüler aleminde bir sığıntı
Boş gözlerle baktığın kağıtta kızıl kıyamet
İllaki kum gözlerine sürgün 
Ölüm sadece bir nefeslik uzaklık
Başka’ da kaybolmak 
Döndün kimsesizlik boşluğuna…
 rENGİN Özesmi
nefes kuşu

17 Şubat 2014 Pazartesi

ÇİNGENE

Rengin Özesmi
Qaraçı

ÖZÜNə yeni bir sabah çəkir qaraçı
Evin kölgəsi üşüyür

hərkəgünah bilmədiyi gizli səbətrən
əlvedasız sözlər yığılmış EVDə
qaraçının içi dar savrulmuş yuxudan

ağlayır səsini yavaşça çoxaldaraq
görüntüləri dərinləşdirib ağlayır

tənəkəli məhlədə GÜVərçin qaraçı
ən çok səsev niər
ən çok sənin əlinə yaraşır

xəYal kimi əsən yelindtr
suyundan quşundan pişiyindtr
dar yollarından keçib məhəlləsinin
Fotoğrafları çərcbenvəsizləşdirib
ağlayır qaraçı

gülümsə qaraçı
əkayık qırıq tökük faytonunda uyu qaraçı
əylən saçına cındır Bağla
bəyaz köpük Qara Uzunə yaraşsın


Çeviren:hümmet şahbazi