6 Şubat 2014 Perşembe

Güvercin
Eşyanın yalnızlığı,
Kadının yalnızlığı
İsyan
YOK...

Dillendin tahtaya çıktın
Bir kaplumbağa kadar aç
Bir kan kırmızısı
Bir siyah tüy

İki ayrı yalnızlık...

Sen hayal kur
Şiire aralık bir resme bak
Çağrışımları kışkırtan bir soyut olsun
Kalbini incelten o kemanı duy

Adı konmamış bir duygu,
''Dokuz yaşında daha memeleri bile çıkmamış bir kız çocuğu''
''DaNsÖz''

(Bir ihtiyar cadı şiire girsin)

Elli kuruşa boncuklar ''dAnSöZ'' e ağlasın
Arzulu bakan adamlar kör olsun
''O koca karının yatacak yeri yok.''

Yarım kalmış bir örgü
Kolları kopmuş naylon bebekler
Eski eşya kokusu
Kirli insan kokusu...


Hangi düğünde
Hangi kim çocuğun üstünde
Avizeden parlak elbiseler

Bir marangoz rendesi çalışıyor
Tahtaya,
Kadına,
(Çocuğa)

Çocuktan ''dansöz'' e
Sözcükler şiirden sürülsün

Cevap zor
Gömlek lekeli
Çamurdan
Çamura...
Düşmüşüz güvercin.

Rengin Özesmi







Şiir için
Aynaya bakıyorSUN-Üşüyor ayna-DEĞİŞİYOR anlam
şiir için -

kandırılmış bir zihin
-hileli bir dil-yumuşak sesli bir kadın
şizofrengi aynalarda kendimi yaralattım-dedi

('çay soğur sigara biter,mum erir'' ''Şizofrengi 13'' )

-mavi mürekkep şişesi patlasın
lacivert kan kağıda aksın
hava yağmurlu-sokak sensiz, siyah beyaz o eski fotoğrafta donuk bir yüz,
uzakta kendini yaralayan bir kadın olsun-
ey ! kendisinin sırrı -şeyleri var eden ışık-
dokumacının mekiği, tarağı
yüzünde duygusal savruluşlar

tekrarlanamayacak ol ''an'' !
Düş-' tün-Baykuş gözü-
Dilsiz tonundan-Amasız bir AN-
dilLendin
şİİR İÇİN...

Rengin Özesmi



Aliya


Direnişsiz, uzakta, geçmişte
Bir iyiliğim şimdi ben
Çaputlu dalları, boncuklu oyunlu
Bir ağaç
Dilinden eksiktim
Güneşe bakıp yakardım

Ölüm soluksuz fısıltı
Dört yanım sensin

Aşka tutulmuş bir gece
Ama siz kendinizdiniz
Onca gizlilik varken

Aliya
Yavaş yavaş korka korka sevelim
Geç kalmadan...

Rengin Özesmi



hAYAT


ölünmüş-o portakal ağacının gölgesinde
mermerden masanın üstünde yıkandı -lar

üç gözlü dev masalında şimdi tek gözlü bir çocuktum
gölgesi kırık...

Kar, amansız ölüm-o beyaz sessiz -ağlama-dünsüz yarınsız-
amansız
''hayat''

aynada bir kadeh
gidenler için

ölümsüz yalnızlığa
içelim

bu acı çok ağır
üşüyorum...

yüzümü unuttum
ama denizler ve yüksek dağlar aklımda

hatıraların içinde yaşanacak
kum saati mum saati su saati

enerjisiz çalışan bir saati bekledim
bir kuşun ağzından hep bir bilye düşüyordu

annecim neren acıyorsa beni orana koy...


Rengin Özesmi
Söylenmiş
Yağmurun aynasında bir ağaçHızla kararan bir gece
Bir siyah duvar

Yerin altında yaşayan bir kadın
Dünyası kendinde
Hatırla…

Gölgelerin çıldırdığı bir gece
Teklifsiz bir bakış
Gece yağmura ağlıyor
Soğuk havayı içine çekiyor
Kalbi üşüyor gecenin
Yalnızlığının boşluğunda bir kadın
Bir geceye ağlıyor
Acımasız
Bir beyaz leke geceye akıyor
Gecenin içinde bir beyaz
Ama siz hep yalnızdınız…
(‘’Bütün özgürler gibi yalnız ve bütün yalnızlar gibi özgür’’
‘’Erasmus için söylenmiş’’Ahmet Cemal)
Rengin Özesmi



James Wainwright fotoğraflarından gelen esinle...

Yağmurun aynasında bir ağaç-TEK BAŞINA-Ağaç yer gök yağmur
Bir siyah kedi gölgesi, merdivenler...
Simsiyah bir gece, simsiyah bir rüzgara kapılmış gidiyor
Bir siyah pencere, kırmızı perdeler
Camlardan görünen gökyüzü mavi...
Tablonun dışına çıkmak isteyen bir at
Dörtnala uçuyor annemin mezarının üstünden
Gece sırılsıklam, gece yağmurla ağlıyor şimdi
Soğuk havayı içine çekiyor sokak
Suyun içinde pirinç tarlaları bir yeldeğirmeni
Yağmurda bir karaltıyım...
Rengin Özesmi

KENT'İN YALNIZLIĞI

Ey kent! çıkart yalnızlığı bedeninden
İnsanların aralarındaki boşlukları dolduralım

sayıklama1

Rüzgar, bulutlar, yağmur ve bütün bunlarla birlikte
çıplak bembeyaz ölüm geldi seni aldı

Balıklar sıçrayan bir nehirde yıkayın beni
Yemyeşil bir ova bekliyor
Bakın bana gülüyor
Ölüleri serbest bırakın demişsin...

sayıklama2

kuklalarla anlat bana ölümü
önce kaşık kukla anlatsın
artık yemek yemeyecek desin

el kuklası elleri kalkmayacak
oynamayacak desin

ipli kukla ben onu iplerle oynatacağım desin...


sayıklama3

sinirli bir göz seyridi
dudak titredi

yüzüne direndiler...


Rengin Özesmi